Osmanlı’da Cariyelik

Osmanlı Tarihi Mehmet Selçuk 25 Ekim 2020

Osmanlı’da cariyelik kültürü çok eskilere dayanıyor. Osmanlı’nın Fatih’le başlayan yükseliş devrinden itibaren harem kurulmuş ve cariyeler buralarda yetiştirilmeye başlanmıştır. I. Murat’a kadar Osmanlı padişahları, çevresindeki hatunlarla veyahut kralların kızlarıyla evlenirlerdi. Bu da birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Zira genellikle yabancı devletlerden alınan hatunlar, kendi devletlerine bilgi sızdırarak Osmanlı Devleti’ne büyük zararlar vermiştir.

Fatih Sultan Mehmed ise Haremi kurarak cariyelerin okumuş, edepli ve eğitimli yetiştirilmesini sağlamıştır. Harem’de cariyeler çeşitli yerlerden gelmiştir ve müslüman olmayan kimselerden oluşturulmuştur. Çünkü Osmanlı’da doğan her müslümanın özgürlük hakkı korunmuştur. Bu anlamda Osmanlı’da cariyelik özel bir kavramdı.

Yani cariyeler, savaşlarda esir düşmüş kadınlardan veya geçim sıkıntısı çeken (müslüman olmayan) ailelerin kendi rızasıyla verdiği kadınlardan oluşmuştur. Avrupa’daki köle kültürünün aksine, cariyelik kültüründe harem kölelik mekanı olmamıştır. Hatta birçok kadın burada 9 yıl eğitim aldıktan sonra azad edilip isterlerse sarayda çalışan erkeklerle veya devlet erkanından kimselerle evlendirilmiş ve aile hayatı yaşaması sağlanmıştır. Evlendirilen cariyelerin çeyizi de devlet bünyesinden karşılanmıştır.

Cariyeler Rütbelere Ayrılırdı

Cariyeler arasında usta, kalfa ve çırak ilişkisi de vardır. Padişahlar genellikle usta cariyelerle, devlet erkanındaki erkeklerise kalfa cariyelerleevlendirilirler. Ayrıca varlıklı aileler veya komşu devletler de kendi yetiştirdiği cariyeleri hediye olarak hareme hediye edebilirlerdi. Yetenekli cariyeler yeteneklerine göre farklı görevler alarak saray erkanına hizmet ederlerdi. Padişah ve ailesine hizmet eden cariyeler sadece usta cariyelerden oluşur, Padişahların eşlerine (ikbal veya kadın efendi denilir) ise kalfa cariyeler hizmet ederdi.

Padişahlarla evlendirilen usta cariyelere İkbal denilirdi. Çocukları olması durumunda şehzadelerle yine bu cariyeler ilgilenirdi. Tabi ayrıca şehzadelerin eğitiminden Lala adı verilen eğitimciler de sorumlu olurdu.

Usta cariyelerin başında Hazinedar Usta ünvanıyla, padişahın şeçtiğibir kalfa hatun sorumlu olurdu. Bu sorumlu kişileri Padişah seçtiği için her padişah, yeni hazinedar usta seçerdi. Hareme hanedan dışında sadece Hadım Ağası girebilirdi. Yani harem tam bir kapalı kutu idi.

Batılı yazarların aktardığı harem hayatı tamamen tahminlerden ve duyumlardan oluşmaktadır, zira hiçbir batılı kimse harem hayatını görmemiştir. Haremin, kapalı mahrem alanı Avrupa’da her zaman merak uyandırmıştır. Bununla birlikte de birçok çizimler yapılmış ve romanlar yazılmıştır. Günümüzde dahi hala harem hakkındaki bilgiler sınırlıdır.

 

#Cariyelik #Harem #osmanli #Türkçe tarih dersleri sitesi
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.
  • Arşivler