BAHARAT YOLU

Kimdir? Mehmet Selçuk 19 Aralık 2020

1271-1294 arasında, Avrupalıların, doğunun “esrarengiz” ülkelerinin değerli baharatlarını ve şahane ipeklerini ayaklarına kadar getirerek tüm zenginliklerini sömürme hayalini gerçekleştirmek için Marco Polo’nun fiilen çizdiği yoldur. Baharat Yolu antik çağlardan 15. yüzyıldaki coğrafi keşiflere kadar etkinliğini sürdürmüş, Uzak Doğu ile Batı ülkelerini birbirine bağlayan ticaret yoluna verilen isimdir.

Ortaya Çıkışı

Baharat Yolu Uzakdoğu’yu Batı’ya bağlayan ticaret yollarından biridir. Baharat günümüzde yemeklerde ve pek çok alanda kullanılmakla birlikte Eskiçağlardan itibaren Doğu ülkelerinde kullanılmaktaydı. Orta Çağ’da soyluların sofralarında yer alırken zamanla ticaret ürünü haline geldi ama pahalı olduğundan sadece maddi durumu iyi olan kimseler satın alabiliyordu. Çinliler daha önceden tarçın, zencefil ve zerdeçal ticaretine başlamıştı.

Baharat yolu Hindistan’dan Avrupa’ya uzanmakla birlikte Baharat, Doğu’dan Avrupa’ya iki ayrı yoldan gelirdi. Birincisi Orta Asya üzerinden geçen İpek Yolu’ydu. İkincisi ise Hindistan ve Seylan’dan Kızıldeniz’deki Akabe Körfezi’ne , Yemen kıyılarına ya da Basra Körfezi’ne gelen deniz yoluydu.

Baharat üreten üklelere doğrudan ulaşmak amacıyla farklı yollar arandı. Bunun sonucunda Vasco da Gama 1498’de Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan yolunu açtı. Kolomb’da Hint Adaları’na vardı. Böylece baharat üreten ülkelere yeni yollar açılmış olunuyordu.

Baharat Yolu’nun önem kazanması

Baharatlar bundan binlerce yıl önce Doğu ülkelerinde kullanılmaktaydı. Çinlilerin milattan önceki dönemde baharat ticareti yaptığı, kakule, zencefil, tarçın gibi baharatları farklı ülkelere satarak gelir elde ettikleri biliniyor. Hindistan da, coğrafi olarak pek çok baharatın anavatanı olması ve Çin ile Batı coğrafyaları arasında bir geçiş noktasında bulunması nedeniyle her zaman baharat ticaretinin en yoğun yaşandığı ülkelerden oldu.

Orta Çağ’da baharatlar, Doğu’dan Avrupa’ya getiriliyordu. Ama maddi açıdan pahalı olduğundan genellikle soyluların sofrasında yer almaktaydı. Baharatların Avrupa’ya ulaştırılması oldukça zahmetli ve uzun bir süreçti. Burada kullanılan iki ana rotadan bahsetmek mümkündü. Bunlardan ilki, Orta Asya üzerinden gelen, Çin ipeğinin Roma’ya taşındığı, antik İpek Yolu idi. Bir diğeri ise, Hindistan ve Sri Lanka üzerinden Yemen kıyılarına veya Basra Körfezi’ne ulaşan deniz yoluydu. Baharatlar bu kıyılardaki limanlarda karaya varır, ardından Levant denilen, Filistin çevresine denk gelen doğu Akdeniz bölgesine taşınırdı. Sonra Mısır’da İskenderiye limanına ve Karadeniz’e ulaştırılırdı. Buradan bir sonraki adım ise, deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşması olurdu.


Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.
  • Arşivler